Add to Flipboard Magazine.

29 Mayıs 2006

GAZETECİ ADAYLARI DİKKÂT !

ANADOLU AJANSI
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
MUHABİRLİK GİRİŞ SINAVI

Genel Müdürlüğümüzde çalıştırılmak üzere İngilizce haber yazabilecek düzeyde çok iyi yabancı dil bilgisine sahip 15 muhabir alınacaktır. Alınacak personel, başvuruda bulunan, aşağıdaki şartları taşıyan kişilerin katılabileceği giriş sınavı ile belirlenecektir. Yazılı sınava, iş başvurusunda bulunanlar arasından KPDS veya uluslararası geçerliliğe sahip diğer sınavlarda alınan derecelere göre en yüksek puana sahip 60 kişi davet edilecektir. Yazılı sınavı kazananlar ayrıca mülakata tabi tutulacaklardır. Giriş sınavı, 8 Temmuz 2006 Cumartesi günü yapılacaktır. Başvurular, 30 Haziran 2006 Cuma günü 24:00’e kadar Genel Müdürlüğümüz internet sitesinden ( www.aa.com.tr ) kabul edilecektir. Sınav Başvuru Koşulları :Sınava katılacak adaylarda aranan koşullar aşağıda belirtilmiştir.1-Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,2-Çok iyi derecede İngilizce bilmek. Bu bilgisini, KPDS’den en az 80 veya uluslararası alanda tanınan diğer sınav sistemlerinden eş değer puan aldığını belgelemek. (2004 yılından önce alınmış belgeler dikkate lınmaz.) 3-En az 4 yıl süre ile lisans eğitimi veren okullardan mezun olmak, 4-Yabancı dil yazılı sınav tarihi itibari ile 30 (daha önce 5953 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışmış olanlarda 35) yaşından gün almamış olmak,5-Erkek adaylar için askerlik görevini yapmış olmak,6-Sağlık durumu her türlü yolculuk ve iklim koşullarında görev yapmaya elverişli olmak,7-Kamu haklarından yoksun bulunmamak, kasıtlı olarak işlenmeyen suçlar dışında affa uğramış bile olsa hürriyeti kısıtlayıcı bir ceza ile hükümlü olmamak. Sınav Başvurusu :Sınava katılmak isteyenler başvurularını sadece Genel Müdürlüğümüz internet sitesinden yapabileceklerdir. Başvuruda bulunmak için T.C. kimlik numarasına ve e-posta adresine sahip olunması gerekmektedir.Yabancı dil yazılı sınav daveti ve diğer duyurular hem internet sitemizden, hem de e-posta aracılığı ile yapılacaktır. Sınav öncesinde gerekli belgelerin Kuruma ibrazı zorunludur.Yabancı dil yazılı sınavında başarı gösteren adaylar yabancı dil sözlü sınavına davet edilirler.Yazılı ve sözlü sınavlar Ankara’da yapılır. Yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olan adaylar mülakata alınırlar. Mülakat sırasında adaylar yetkinliklerin değerlendirilmesine yönelik bir ölçme değerlendirme uygulamasından geçirilirler. Çalışma Koşulları :Muhabir sınavlarında başarılı olanlar Genel Müdürlük merkez birimlerinde ya da yurt içi veya yurt dışı bürolarda stajyer muhabir olarak işe başlarlar. 3 aylık deneme süresi sonunda başarı gösterenlerle muhabir olarak sözleşme yapılır.Genel Müdürlüğümüzde asgari başlangıç ücretleri ve diğer parasal haklar Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre peşin olarak ödenir. Ücret belirlemede 5953 sayılı Kanun kapsamında hizmeti olanların çalışma sürelerinin yarısı dikkate alınır. Aylık ücretlere ilave olarak yılda 4 kez ikramiye ödemesi yapılır.

Sınav Sonuç Duyurusu: Sınav sonuç duyuruları Genel Müdürlüğümüz internet sitesinden yapılacaktır.

VEYSEL BATMAZ'DAN YENİ KİTAP


Faşizm içimizde :

Osman ÇAKMAKÇI, Radikal Kitap Eki

Veysel Batmaz'ın derlediği 'Otoriteryen Kişilik', toplumsal cinnete gittiğimiz şu günlerde, bin yıldır içinde yaşadığımız otoriteyle ilişkimizi sorguluyor
26/05/2006

Sizi bilmem ama ben ağzım açık şaşkınlıkla ve hatta dehşetle izliyorum. Sadece son yıllarda olan olayları da değil, çünkü bu olayların, toplumsal hezeyanın linç kültürüne evrildiği onyılları yaşayıp izledim. Toplum büyük bir iştihayla kendinden geçmiş, linç etmek istiyor (TAYAD'lıları hatırlayın; Trabzon'daki, Eskişehir'deki olayları), Malatya'da çocuk yuvasında çocuklara reva görülen acımasız davranışları hatırlayın (ki o kadınlar bizim annelerimiz, kardeşlerimiz, her halleriyle, giyimleriyle kuşamlarıyla 'ortalama' insan profilimize uygundular). Peki nasıl oluyor da insan bir başkasının hayatına son verme ya da çocuklara eziyet etme raddesine geliyor? Kendi halinde halim selim insanlar bir de bakıyoruz ki canavarlaşıyorlar; beklenmedik ölçüde şiddete eğilimli oluyorlar. Araştırılmaya değer bu konu elbette ki sosyal psikoloji tarafından araştırılmış, araştırılmaya da devam ediyor. Frankfurt Okulu'nun önde gelen isimlerinden Adorno'nun pek ünlü Faşizm Skalası (F Skalası) içimizdeki otorite düşkünlüğünü, otoriteye eğilimimizi 'ölçmeye' yönelik bir araştırma yöntemi. Darbe anayasasını yüzde doksan iki gibi bir oranla onaylayan bir halkın mensubu olarak hepimizin içimizde besleyip büyütüp özenle yaşattığımız otoriter kişiliğin özelliklerini, niteliğini merak etme gibi bir hakkı var elbette. Böyle bir ihtiyaca karşılık Salyangoz Yayınları'ndan çıkan Otoriter Kişilik adlı kitap size yardımcı olabilir. Hele toplumsal bir cinnete doğru gittiğimiz bu günlerde (ki bu günlerin sonu gelmedi, gelmeyecekmiş gibi de görünüyor). İçimizdeki faşizmi kim nasıl besliyor, bu gibi soruların cevaplarını hiç olmazsa aramaya girişmede katkısı olabilir.

Güce tapanlar Prof. Dr. Veysel Batmaz'ın derleyip yayına hazırladığı, bir de altmış sayfa kadar uzunca bir giriş yazdığı kitapta Nevitt Sanford, Stanley Milgram, Muzaffer Şerif ve Asch'ın dilimizde ilk kez yayımlanan beş makalesi yer alıyor. Bu makalelerin her biri konuya belli bir açıdan yaklaşıp belli oranda çözümler üretirken ülkemizde adı yalan yanlış bilinen çeşitli yöntemlerin ilk elden ifadesine de ulaşabiliyoruz. Kitabın incelediği otoriter kişilik, yani daha düz bir dille söylersek faşist kişilik, yine kitapta anlatılanlara göre evrensel bir nitelik taşımayabiliyor, yerel ve ulusal özellikler gösterebiliyor ve kökeninde aile içi eğitim olduğu kadar gündelik ilişkilerimizin matematiği de etkili oluyor. Kararlarımızı sandığımız gibi hiç kimseden etkilenmeden, kendi özgür irademize göre verdiğimizi sanmamız külliyen bir yanılsama, aksine "büyük bir oranla, toplumsallık içindeki karar ve normlarımızı başkalarına bakarak ve otorite zannettiğimiz ve çoğunluk olarak bize çeşitli baskılar kuran veya kurabilen kişilere göre veriyoruz." (s. 36) Otoriter kişilik psikoanalitik bir kökene sahip olduğu kadar aynı zamanda sosyolojik anlık ve durumsal bir davranış. Dolayısıyla konuya birey bazında yaklaşılabildiği gibi toplumsal, ekonomik ve kültürel temelde de ele alınabiliyor. Zaten araştırma alanındaki tarih boyunca uygulanan yöntemler ve izlenen yollar bu iki ana çizgi üzerinde gidip geliyor. (Yazıyı yazarken nedense aklıma hep Elias Canetti'nin Kütle ve İktidar (Ayrıntı Yayınları) kitabı geliyor. Bu kitapla eşzamanlı olarak okuyabilirsiniz Canetti'nin kitabını.)

Peki otoriter kişilik nasıl tanımlanıyor. Bir de buna bakalım: "Hoşgörmezlik, otoriteye boyun eğme, milliyetçilik, kurallara körü körüne bağlanma, dogmatiklik, sevgi yerine kuvvet ilişkilerine değer verme, tutuculuk, ayırımcı önyargı ve etnosantrizm gibi özellikler" otoriter kişiliğin bileşenleri olarak sayılabilir. Yani otoriter (yetkeci) kişiliğin kökeninde ağırlıklı olarak hayali değerlere inanç yatıyor ya da değerlerin aşırı yüceltilmesi. Kısaca söylemek gerekirse, kitapta yer alan beş makale, otoriteryen (faşist veya yetkeci) kişilik yapısının bir kişilik örüntüsü olarak ve/veya grup içi baskı biçiminde nasıl ortaya çıktığını ve ne tür sonuçlara varabileceğini deneysel olarak ama evrensel açılımlar yaratarak anlatıyor. Aynı zamanda da klasikleşmiş metinler bunlar. Kulaktan dolma bildiğimiz ya da belki de hakkında hiç düşünmediğimiz ama düşünmemiz gereken bir konuda bizi aydınlatmayı deniyorlar. Tarihimiz boyunca, neredeyse bin yıldır iç içe yaşadığımız otoriteyle ilişki biçimimizi değerlendirmek ve otoriteye boyun eğenlerin aslında içlerinde otoriteye taptıklarını görmek istiyorsak kitap bire bir.

OTORİTERYEN KİŞİLİK Derleyen: Veysel Batmaz, Salyangoz Yayınları, 2006, 208 sayfa 10 YTL.

09 Mayıs 2006

AÇIKLAMA BEKLİYORUZ: İLETİŞİM FAKÜLTELERİ GEREKSİZ Mİ, GEREKLİ Mİ?

Gezgin: Üniversitelere frekans tahsisi ne zaman?

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Eğitim Daire Başkanlığı'nın organize ettiği "Sayısal Yayıncılık" başlıklı panel, önceki gün (6 Mayıs), İstanbul Grand Cevahir Hotel'de gerçekleştirildi.
Panel sonunda İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin ve başka izleyiciler, "İletişim fakülteleri gereksiz" diyen Televizyon Yayıncıları Derneği Başkanı Nuri Çolakoğlu'nu eleştirdi.

Prof. Dr. Gezgin, her yıl Türkiye'deki 26 iletişim fakültelerinden binlerce mezunun çalışma hayatında kendine yer bulmak için uğraştığını, ancak mesleklerini yapamadıklarını ifade etti. Prof. Dr. Gezgin, iletişim fakültelerine yayın için frekans tahsisinin yasayla olanaklı hale gelmesine karşın, bunun gereğinin hâlâ yapılamadığını söyledi... [ Kaynak: http://www.bianet.org/index_root.htm (RTÜK'ün "Sayısal Yayıncılık" Paneli haberi) ]

Vistilef'in Notu:

Bianet.org'dan aldığımız yukarıdaki haber bizi çok şaşırttı. Daha bir kaç haber öncesinde, Prof. Gezgin'in "Gazetecilik Enstitüleri kurulsun, İletişim Fakülteleri gereksiz" şeklindeki görüşlerini her yerde söylediğini kendi ağzından duyurmuştuk. (Tıklayın: http://vistilefblog.blogspot.com/2006_04_23_vistilefblog_archive.html ikinci haber) Şimdi ise İletişim Fakülteleri gereksiz diyen Doğan Medya Grubunun eski Maocu MEME uzmanı Nuri Çolakoğlu'nu karşı çıkarak, eleştirdiğini okuyoruz.

Açıklama bekliyoruz: Dergide yazılan mı doğru, bianet.org da okuduklarımız mı? Anlaşılan Gezgin aynı zamanda bi fikir gezgini...

Burası Fakülte; yok öyle... Bir gün başka, diğer gün böyle...

ÖNEMLİ ÖNEMLİ ÖNEMLİ.... Ayrıca, Üniversitelere frekans tahsisi diye bir şeyin olmayacağını çünkü "frekans tahsisinin" hâlâ yapılmadığını, rd-tv yayınlarının sadece "yayın izni" ile gerçekleştiğini, şu anda tüm rd-tv yayınlarının Yasaya aykırı olduğunu, Dekan'a hatırlatmak isteriz. Bu basit olgudan tabii ki haberi vardır, umarız...

Ve daha da ayrıca, İletişim Fakültelerine ve üniversitelere frekans tahsisine ve yayın iznine de karşıyız. Çünkü bu tür yayınlar Fakültelere ağır bir mali yük bindireceği gibi, zaten iyice cıvık olan eğitimi de cıvıklaştıracaktır. Yayın izni yerine, ulusal Tv ve Radyo kanallarının belli zamanlar içinde, iletişim fakültelerinde yapılmış programları serbest rekabet koşulları içinde satın alma zorunluluğu getirilmelidir. Böylece, Fakülteler iyi program yaparlarsa para kazanmış olacaklar ve yayın masraflarını yüklenmekten kurtulacaklardır.

İLETİŞİM FAKÜLTELERİNE ve ÜNİVERSİTELERE RD-TV YAYIN İZNİNE HAYIR;
KANALLARA FAKÜLTELERDEN PROGRAM SATIN ALMA ZORUNLULUĞU GETİRİLSİN...

Vistilef Grubu













(Fotoğraf: Bunlar da Türkiye'yi sayısal -dijital- yayıncılığa geçirecek olanlar...)

07 Mayıs 2006

İLETİŞİM ÖĞRENCİLERİ NE YAPMALI?

GAZETECİLİK BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİ NELER YAPMALI?
İLKER AKŞİT, Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 2. Sınıf öğrencisi ilker-aksit@hotmail.com Devamı: http://www.vistilefhaber.blogspot.com/

06 Mayıs 2006

6 MAYIS 2006 SAAT: 14:40'A KADAR....

INTERNET MEDYASI ve ÖZELLİKLE MEDYA TAKİP SİTELERİ DE, "BAKIRKÖY İLETİŞİM FAKÜLTESİ ""HEP"" BAŞARILI EN İYİ İLETİŞİMCİLER" ÖDÜLÜNE YER VERMEDİ...

http://www.dorduncukuvvetmedya.com/
http://www.superpoligon.com/
http://www.medyatava.com/

ÖDÜLDEN GINA GELDİ... İŞİN CICIĞI ÇIKTI... EĞİTİM NEREDE; ÖĞRENİM NEREDE; ELEŞTİRİ NEREDE; HUKUK NEREDE??? BURASI FAKÜLTE...

Serdar Taşçı Yazıyor...

TÜRK MEDYASI ["BAKIRKÖY İLETİŞİM FAKÜLTESİ"] İLETİŞİM ÖDÜLLERİNE İTİBAR ETMEDİ. GAZETE VE TELEVİZYONLAR BİR KAÇI HARİÇ ÖDÜLLERDEN HİÇ AMA HİÇ BAHSETMEDİ. CUMA GECESİ KANAL D’DEKİ BEYAZ SHOW’DA, İLETİŞİM ÖDÜLÜ, BEYAZ SHOW’A O GÜN VERİLEN ÇOK SAYIDA ÖDÜLDEN HER HANGİ BİRİ OLARAK ZİKREDİLDİ. BU DURUM İZLEYİCİLERİN GÜLÜMSEMELERİNE NEDEN OLDU. BEYAZIT ÖZTÜRK BU ÖDÜLLERİN ADETE GEYİĞİNİ YAPTI VE NE DE ÇOK VERİLİYOR MEALİNDE CÜMLELER KURDU.

SAYIN REKTÖRÜMÜZÜN DE BELİRTTİĞİ GİBİ, ÖDÜL ENFLASYONUNA KARŞI BİLİMSEL KALİTEMİZİ ORTAYA KOYMAMIZ GEREKMEKTEDİR. HER YIL SÜREKLİ AYNI KİŞİLERE ÖDÜL VERİLMESİNE VE BU ÖDÜLLERİN DE HANGİ YÖNTEMLERLE VERİLDİĞİNİN AÇIK VE NET OLMAMASINA SON VERİLMELİDİR.

ÖDÜL VERİLECEK İSE, BİLİMSEL KRİTERLER SAPTANMALI, TARTIŞILMALI, YÖNETİM ORGANLARININ ONAYI ALINMALI, ÜNİVERSİTEMİZİN BÜYÜKLÜĞÜNE YAKIŞIR AZ SAYIDA AMA SES GETİRİCİ ÖDÜLLER VERİLMELİDİR.

HERKESİN ÖDÜL VERDİĞİ KİŞİLERE DEĞİL DE, ÖDÜL VERİLMEYİ HAK EDİP HENÜZ ORTAYA ÇIKAMAMIŞ DEĞERLER ORTAYA ÇIKARILMALI, BUNLARA ÖDÜL VERİLMELİDİR. ÜNİVERSİTEMİZİN ÖDÜLLERİ, X SHOW PROGRAMININ YA DA X FİLMİN ALDIĞI 1001. ÖDÜL OLMAMALIDIR.

ÜNİVERTSİTEMİZİN VERDİĞİ ÖDÜLÜN KAMUOYU NEZDİNDE, ÖRNEĞİN NOBEL VE OSCAR ÖDÜLÜ GİBİ YA ÖZEL BİR DEĞERİ OLMALI, AKSİ DURUMDA İSE ÖDÜL VERİLMEMELİDİR.

(Koyu köşeli parantez içindekileri Vistilef ekledi...)

04 Mayıs 2006

BAKIRKÖY BELEDİYESİ YILIN “HEP” EN İYİ İLETİŞİMCİLERİ ÖDÜLÜ DAĞITILDI...

Ev sahipliğini İstanbul Üniversitesi; organizasyonu ve teşrifatı İletişim Fakültesi yaptı. Kanepeler ve Şarap güzeldi.

(Prof. Dr. Nükhet Güz tarafından başlatılan ve Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu tarafından iki yıl yasaklanan “İletişim Fakültesi Başarılı İletişimciler Ödülleri” için Cemil Bilsel Salonuna gitmiştik. Orada, bu ödüllerin mücidinin Prof. Dr. Suat Gezgin (!) olduğunu öğrendik. Yani, Prof. Dr. Nükhet Güz değil, bu ödüllerin dağıtım fikri Dekan Suat Gezgin’den çıkmışmış. Pes doğrusu, bu kadar da atılmaz ki diyecektik ki, anladık ki, ödüller İletişim Fakültesi tarafından değil; Bakırköy Belediyesi tarafından veriliyormuş. Bunun fikri de Suat Gezgin’inmiş. Oysa dağıtılan basın bildirisinde bu ödüllerin 1993’ten bu yana verildiği yazılıydı. Ya bu tarih yanlıştı, ya da kapanışta yapılan anons yanlış... Belki de ve demek ki, her ikisi de doğruysa, bu yıl ödülün adı ve veren kuruluş değişmişti. Organizasyonu da İ.Ü. İletişim Fakültesi üstlenmişti.)

4 Mayıs 2006 tarihinde, Bakırköy Belediyesi’nce kararlaştırılıp, İstanbul Üniversitesinin ev sahipliğinde, İletişim Fakültesi teşrifatçılığı ile dağıtılan “Yılın Hep En İyi İletişimciler Ödül Töreni’nde” en anlamlı eleştirel müdahaleyi sevgili Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mesut PARLAK hocamız yaptı. Tabii anlayana... Konuşmasında, iletişim ödüllerinin enflasyonundan ve etkilerini yitirdiğinden bahsetti ve medyanın İstanbul Üniversitesi’ne ne kadar yanlı ve yanlış yaklaştığını anlattı. İstanbul Üniversitesi’nin bilimsel kriterlerine güvendiğini söyledi ve Ödüllerle ilgili tek kelime söylemedi. Anlamlı ve güzel bir konuşmaydı.

Dekan Prof. Dr. Suat Gezgin, Bakırköy Belediyesi’nin verdiği iletişimciler ödüllerini sunarken öğrencilerin bu ödülleri bir araştırma sonucu belirlediğini belirtti, ancak bu araştırmanın yöntemini ve ne zaman yapıldığını söyleyemedi. Oysa, basın bildirisinde bunun anket yöntemiyle yapıldığı yazılıydı. Bu ne demekti? Anket yöntemi nasıl yapılmış ve kaç kişiye sorulmuştu? Bu anketler nerede saklanmıştı? Görmek isteyenler görebilir miydi?
Ödüller yine geçen yıl kazananlara gitmişti. Haydi haksızlık etmeyelim, bu yıl ödül kazanan iletişimciler (her ne demekse, sanki saksağanlar iletişim yapmıyorlarmış gibi), geçen yıl kazananların sadece % 90’nını oluşturuyordu. Her yıl aynı adamlara vermenin en makûl açıklaması "değişken" bir öğrenciler kitlesinin varlığı olmalıydı.

Tören, Yeşilçam filmlerinin şarkılarını kırk yıldır söyleyen Belkıs Özener’e verilen onur ödülü ile açıldı. Bu ödül, törenin tek anlamlı ödülüydü diyecektik ki, play-back olarak Belkıs Hanım’a üç de parça söyletilince, iş biraz komikleşti ve anlaşıldı ki, Necip Sarıcaoğlu’nun (TÜRSAK Yönetim Kurulu Üyesi) destekleri ile yapılmış olan CD’nin piyasada çok da satmış olsa da, İletişim Fakültesi “idarî kliği” tarafından kesinlikle bilinemeyeceği gerçeğinden de anlaşılacağı üzere, Belkıs Hanım’a kadirşinaslık yapan aslında Bakırköy Beledeyi Başkanı ve Fakültemizin Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Meltem Öztürk-Erzen’in eşi CHP’li Ateş Ünal Erzen’di. Kendisine bu iletişimsel kadirşinaslığı için teşekkür ederiz ve belirtiriz ki bizim teşekkürümüz önemlidir. Cevap bekleriz.

“İletişim dünyasının etkin ve başarılı çalışmalarını desteklemek, toplumsal duyarlılık sayılmalıdır” cümlesinin yer aldığı basın bildirisinin tören ile ilgili diğer kuruluşları ise ne yaptığını ve kim olduğunu bilemediğimiz TİTA ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın çocuklarını Arabistan’da, pardon, ABD’de okutan Remzi Bey’in sahibi olduğu RAMSEY’di. Şunu da özellikle belirtmeliyiz ki, basın bildirisi bir İletişim Fakültesi’nden çıkmışa benzemiyordu. Nitekim, biz bu işi bilen ve okutan ve okutmakla da kalmayıp öğreten öğretim üye ve yardımcıları olarak, “İletişim dünyasının etkin ve başarılı çalışmalarını desteklemek, toplumsal duyarlılık sayılmalıdır” cümlesini anlamadığımızı da itiraf etmeliyiz. Toplumsal duyarlılığın medya tarafından gösterileceğini öğreten bir Fakülte’nin, kendini medya yerine koyarak bu duyarlılığı, bu duyarlılıktan yoksun olan medyaya göstermesini kınıyoruz. Fakat yanılıyor da olabiliriz: Bu duyarlılığı belki de ödülleri veren Bakırköy Belediyesi gösteriyordur, kim bilir?

Açıklıkla söylemeliyiz ki, bu tür ödül törenlerine ve her önüne gelene HEP ödül verilmesine karşıyız. Çünkü, bu medya, İletişim Fakültesine hiç bir katkıda bulunmuyor ve İstanbul Üniversitesi’ne, Sayın Rektörümüzün vurguladığı gibi yanlı davranıyor. Yansızlık, nesnellik ve toplumsal duyalılıktan yoksun bir medyaya biraz fazla yağ yakmış olmuyor muyuz?
İşin bir başka gerçeği de şu: Bu ödüller öyle iddia edildiği gibi öğrenciler tarafından verilmiyor. Bunun kanıtı hiç yok. Sadece bazı sınavlarda bazı anketler dağıtılıyor; ancak bunların gerçek cevaplarının sahiplerine bu ödüllerin gidip gitmediği hiç kimseye hiç bir aşamada açıklanmıyor.
Bir de işin hukuksal yönü var: Bir Fakülte adına verilen her hangi bir şey; bu Ödül, Diploma veya Sertifika olabilir, kararı Fakülte Yönetim Kurulu tarafından alınırsa verilebilir. Bu ödüllerin değil kararı, haberi bile Yönetim Kurulu’na verilmemiştir. İşte, bu ödül törenini düzenleyenleri hukuksal yaptırımdan kurtarmak için bu ödüllerin Bakırköy Belediyesi tarafından verildiğini söylüyoruz.

İşin özeti, bundan sonra İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi bu tür ödülleri vermeyecektir. Bundan sonra, İletişim alanında bilimsel yapıtlara ve sanat eserlerine ödüller verilecek; bu ödüllerin seçilmesi de öğrencilerin de katıldığı nesnel ve yansız Jüriler tarafından gerçekleştirilecektir.

Bundan sonra herkes bilsin, MEME’ye (Mainstream Media= MM-MEME) ödül yok ! Buna tevesül edenleri, her yoldan önleyeceğiz... Bu Ödül Töreninde MEME dışında ödül alanları ise biz de kutluyor, sevgilerimizi sunuyoruz....

ÖNEMLİ NOT:

http://www.istanbul.edu.tr/ sitesindeki Üniversite içindeki birimlerin etkinliklerini duyuran Güncel Haberlerde bölümünde yer almayan bu Ödül Töreni, http://www.istanbul.edu.tr/iuha/index.php?tm=13&sahypa=habaroka&habarno=404 sitesinde, yani İstanbul Üniversitesi Haber Ajansı’nda vardı. Ancak, bu haberde Sayın Rektörümüzün konuşması tahrif edilmişti. Haberde, “İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, bu ödüllerin, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı “ödül enflasyonuna” karşın İÜ öğrencilerinin değerlendirdiği ödüllerden hiçbir zaman kuşku duymadığını söyledi.” dendiği halde, Rektörümüzün konuşmasında kuşku duymadığı, İstanbul Üniversitesi’nin bilimsel kriterleriydi... Ödül Töreni'ni İstanbul Üniversitesi Web Sitesinin Ana Sayfasında yer almamasını manidar buluyor ve kutluyoruz... İşte İUHA Web Sitesinde yer alan haber:

Genç iletişimciler başarılı iletişimcileri ödüllendirdi

İstanbul(İÜHA)- İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi öğrencilerinin oylarıyla belirlenen ve aralarında Ali Kırca, Can Dündar, Çağan Irmak, Hümeyra gibi isimlerin de bulunduğu “2005 Yılının Başarılı İletişimcileri Ödülleri” coşkulu bir törenle sahiplerine verildi. Törende yazılı basın, sinema, görsel medya, radyo ve kurumlar başlıkları altında 25 ödül dağıtıldı.

Gülistan Alagöz 04/05/2006 16:00Medya dünyasından tanınmış ve başarılı bir çok kişi ve kurumlarını öğrencilerinin oylarıyla belirleyen İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, bugün İÜ Fen Fakültesi Ord. Prof. Dr. Cemil Birsel Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle ödüllendirdi. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, bu ödüllerin, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı “ödül enflasyonuna” karşın İÜ öğrencilerinin değerlendirdiği ödüllerden hiçbir zaman kuşku duymadığını söyledi. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin, dünyanın ve Türkiye’nin yaşadığı politik, ekonomik, kültürel gelişmeler doğrultusunda yılın başarılı iletişimcilerini seçenlerin tamamen geleceğin iletişimcisi öğrenciler olduğunu söyledi. Gezgin, bu ödüllerin sahiplerini belirlerken öğrencilerin, ideallerindeki medya ile gerçek medyayı karşılaştırdıklarını belirterek, “Böylece kendi modellerine en yakın olan başarılı iletişimcilerini seçtiler. Bu ödülleri belirleyen gençler, geleceğin ödüllerine aday olacaklardır. Öğrencilerimle gurur duyuyorum” dedi. Ödüle değer görülen Yönetmen Çağan Irmak, geleceğin iletişimcilerine basın özgürlüğünü mankenlerin iç çamaşırında aramama tavsiyesinde bulundu. Ödüle değer görülenlerden Sanatçı Hümeyra ise “Hep üniversite okumak istedim, ama okuyamadım. Beni İstanbul Üniversitesi’nin bu ödülüyle bahtiyar ettiniz” diye konuştu. Ödül alanlardan Gazeteci Ali Kırca ise İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde halen ögrenci olduğunu anımsatarak, “Sınavlarım yaklaşıyor. Bu nedenle her yıl vermeme karşın bu yıl rektör beye ayrıca selamlarımı sunuyorum” espirisi yaptı. Kırca, ödülü atv haber bülteninde yayınladığı Kurtuluş Savaşı’nda sırtında mermi taşırken vurulan Türk kadını ile ilgili haber için aldığını düşünmek istediğini söyledi. Törene katılamayan Can Dündar’ın ödülünü yerine Ali Kırca aldı. Törende, trafik kazasında yaşamını yitiren spor programı yapımcı ve sunucusu Kenan Onuk da anıldı. Yılın Başarılı İletişimcileri Ödülleri, 1993 yılından bu yana dağıtılıyor. Bu yıl Bakırköy Belediyesi’nin ana sponsorluğu ile RAMSEY ve TİTA’nın hizmet sponsorluğunda düzenlenecek olan geleneksel ‘Yılın Başarılı İletişimcileri’ ödül törenini Baştacı adlı programın yapımcısı ve sunucusu Cansu Özdenak Kandemir sundu. Törende, Türk sinemasının gizli sesi Belkıs Özener, Yeşilçam filmlerinin şarkılarından derlenen “Sahibinin Sesinden” adlı albümünden üç şarkı seslendirdi. Ödül alan medya profesyonelleri, yapımlar ve kurumlar şunlar: -Yılın Haber Kanalı NTV. -Yılın Televizyon Kanalı CNBC-e. -Yılın Spor Programı 90 Dakika NTV. -Yılın Haber Portalı ntvmsnbc.com. -Yılın Tartışma Programı Siyaset Meydanı ATV. -Yılın Gazetesi Hürriyet. -Yılın Köşe Yazarı Can Dündar Milliyet. -Yılın Haber Bülteni NTV. -Yılın Haber Programı 5N 1K Cüneyt Özdemir.CNN Türk. -Yılın Yerli Radyo Kanalı Power Türk. -Yılın Yabancı Radyo Kanalı Power FM. -Yılın Erkek Haber Spikeri Ali Kırca ATV. -Yılın Bayan Haber Spikeri Sonay Dikkaya NTV. -Yılın Kitabı Şu Çılgın Türkler Turgut Özakman. -Yılın Müzik Kanalı Dream TV. -Yılın Talk Showu Beyaz Show Beyezıt Öztürk Kanal D. -Yılın Radyo Programı Muzo ile Yastık Sohbetleri Tatlıses FM. -Yılın Filmi Babam ve Oğlum. -Yılın Sinema Yönetmeni Çağan Irmak-Babam ve Oğlum. -Yılın Film Senaryosu -Babam ve Oğlum. -Yılın Kadın Sinema Oyuncusu : Hümeyra -Babam ve Oğlum. -Yılın Erkek Sinema Oyuncusu :Çetin Tekindor- Babam ve Oğlum. -Yılın Yerli Dizisi :Avrupa Yakası –ATV. -Yılın Reklam Ajansı : Medina Turgul BBDO- Opet Gitt Kampanyası. -Yılın Halkla İlişkiler Kampanyası : Kardelenler- Turkcell